Medya Okuryazarlığı

Bu eğitim için ön kayıt alıyoruz, hemen ön kaydınızı yapın, eğitim açıldığında size haber verelim.
Eğitim Süresi: 
1 gün (6 saat)
Eğitim Günleri: 
27 Mayıs 2017 Cumartesi 10.00-17.00
Kontenjan: 
20
Fiyat: 
490.00
TL

 

Eğitimin Amacı

Medya okuryazarlığı, çeşitli biçimlerdeki medya mesajlarına ulaşma, bunları çözümleme ve değerlendirmeyle yetinmeyip, gerektiğinde medya aracılığı ile mesaj yaratma ve iletme sürecidir. Toplum üzerinde etkili ve saldırgan bir yapısı olan medyadan kendimizi soyutlamak yerine onu bilinçli bir şekilde kullanabilecek ve ilettiği mesajları süzebilecek bir bilgi sistemine ihtiyacımız vardır. Eğitimin amacı; sorgulama alışkanlığı oluşturmak, analitik düşünmek, ifade biçimlerini geliştirmek, eleştirel düşünmeyi ve etkili iletişimi sağlamaktır. Medya Okuryazarlığı eğitiminin hedefi ise; medya aracılığı ile verilen mesajların doğasından haberdar olarak etkisinden ve zararlarından kurtulmak, medyanın güzel taraflarını görmektir.

 

Eğitimin İçeriği

  • Haber saldırılarını ne gibi yöntemlerle karşılayabilirsiniz?
  • Haberlerin içeriğini anlayarak üzerinizdeki etkilerini nasıl azaltabilirsiniz?
  • Sizce bilgi artık en kıymetli ürün haline geldiği için mi kendinizi bilgi ile dolduruyorsunuz?
  • İzlemeye daldığınız kara haberler niçin ilginizi çekiyor?
  • Haberlere yön vermek, gerçeği aramak ve doğruya ulaşmak için ne gibi yöntemler izlenebilir?
  • Haberleri kim, neden, nasıl ve nerede yazıyor? 
  • İnsan niçin medyadan uzak duramıyor?
  • Medyayı okuyarak, keyfe dönüştürmenin yolları nelerdir?
  • Nasıl yazacağınızı, nasıl okuyacağınızı ne kadar biliyorsunuz?
  • Medyanın ekonomik döngüleri nelerdir?
  • Reklam nedir ve neler anlatır?

 

Eğitim Başlıkları;

  • Medya Okuması: Üstümüze, üstümüze pervasızca gelen medyanın dilini anlamadan bu yükü hafifletip onu, bir yarar kapısına dönüştürmek gayet de mümkündür. Yeter ki duyduğumuzu, okuduğumuzu, gördüğümüzü medyanın bize aktardığını, diline hakım olarak, yorumlayabilmektir. İşte o zaman medya yük olmaktan çıkıp, bilgi kaynağına dönüşür. BİLGİ çağımızın en büyük serveti.
  • Medya Yazarlığı: Medyanın okuması kadar acaba yazarı da olunamaz mı? Kişi isterse, insanın kazanamayacağı yetenek yoktur ki... İşte, hani “Bunu nasıl yazmışlar”, “Bu kadar nasıl rahat konuşuyorlar” deyip dururuz ya, bunlar hiç de öyle ulaşılmayacak üstünlükler değil. Burada da anahtar sözcük, ‘BİLMEK’. Ne yazacağını, ne konuşacağını biliyorsan, haberin okuyucusu/seyircisi olmaktan rahatlıkla çıkıp patronu haline gelinebilir.
  • Medya Ekonomisi: Medyanın ekonomik döngüsünü bilmeden,  kaynaklarına ulaşmadan sağlıklı bir değerlendirme yapılabilir mi? Günlük hayatımızın artık her anını ateş altında tutan medya bombardımanı, ekonomik sefaletin de ekonomik rahatlamanın da yolunu açabilir. Burada da hemen ‘neymiş’ diye sorar gibiyiz. Yanıt yine aynı sözcükte; ‘BİLGİLİ’ olmakta.
  • Medya İletişimi ve Reklam: Sadece bireysel ilişkimiz yok ki medya ile. Kimimizin kurumsal, kimimizin reklamsal iletişimi de var. Peki, ama medyanın olmazsa olmazı olan, can damarı ‘REKLAM’ ne anlama geliyor, bize reklamlar neyi anlatıyor? Reklam sadece para ile verilen ilanlardan mı oluşuyor, yoksa okuduğumuz, duyduğumuz çoğu sözcük de çaktırmadan bize reklam mı yapıyor? Yanıt mı aranıyor; “BİLMEK”.
    Buyurun beraber BİLELİM, beraber okuyalım.

 

Hedef Kitle

  • Yayıncılık ve medya endüstrisinde çalışanlar
  • Sivil toplum kuruluşları ve medya örgütleri
  • Sosyal mecralarda aktif olanlar
  • İletişim ve pazarlama çalışmaları yapanlar

 

 

Eğitmen Profili

Şükrü Küçükşahin

Şükrü Küçükşahin, 1959 Erzincan doğumlu. İki yaşındayken ailesi İstanbul’a yerleşti. İlk, orta ve lise öğrenimini İstanbul’da tamamladı. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Bölümü’nden 1982’de mezun oldu. Yayın hayatını 30 yıldır sürdüren okul gazetesi  Görünüm’ü çıkaran öğrencilerin arasında yer aldı. Gazeteciliğe 1981 yılı başında Ankara Ekspres gazetesinde başladı. Sonra sırasıyla Günaydın, Sabah, Hürriyet, CNBC-E/NTV ve yine Hürriyet’te çalıştı. 13 yıl Hürriyet’te Ankara Temsilci Yardımcılığı ve yazarlık görevini birlikte yürüttü. Evli ve bir kız babası.

 

Eğitmenin Notu

Hani çok değil 150 yıl önce en hızlı haber ulaştırma yolu dumanlaydı. O da bir tepeden öbürüne yapılabilen, birkaç km içinde sınırlı haberleşmeydi. Şimdi ise uçakla kaçtığın halde haberler seni kovalıyor, varacağın yere senden önce varıyor.
Biz de kendimizi bundan korumak da pek istemiyoruz, çağımızın gereği diyor geçiyoruz. Hani öyle göl kenarındaki muhteşem villamızda oturup keyif yapmak dahi bize rahat vermiyor.Ahhh şu akıllı telefonlar yok mu, yakıyor içimizi, manzarayı da rahatlatıcı esintiyi de, yanımızdaki sevdiklerimizi de unuttuyor bize, sarılıyoruz ona, saatlerin geçtiğini neredeyse fark etmiyoruz.
Hatta öyle heyecanlandığımız oluyor ki, susuzluktan ölecekken  yerimizden kalkamazken, bir haberdeki başka ayrıntıları yakalamak için hemen yerimizden fırlayıp bilgisayarın başına konuşlanabiliyoruz.
Ne kolaydı oysa çok değil 40 yıl önce Kazan’ın köyünde oturan Hamdi ve Jale için hayat. Yılda bir iki önemli haberli karşı karşıya kalırdı evlilik, sünnet, ölüm, kaza… Hepsi de köyü ile sınırlıydı. Ha bu arada radyo gelmişse ara sıra Ankara havaları da alınır veya Ankara’dan birileri gelmişse.
Şimdi öyle mi, heyecandan ölüyoruz, Bret Pitt en son kimle çıktı, şu an nerede yemek yiyor; Trump’in elin en son nereye dokundu, G. Afrika’daki timsahın midesine ne indi ve  beyaz kadın siyah aşkına nasıl son verdi?  Cinayetler, katliamlar, prenslerin düğünleri, saray yaşamları ,savaşlar, herşey ama herşey bizi haberin peşinden koşturuyor, alamıyoruz kendimizi bu nalet olası çağın gerçeğinden! 
Şuracıkta 78 milyon varken, 7.5 milyarın haberlerini izlemek zorunda kalmak!? Acaba, Allah’ın bu çağlarda yaşayanlara verdiği bir azap mı bu!?
Yoksa bizi bir kaşıntı tutuyor da farkına mı varmıyoruz?
Veya başkalarının mutluğu, mutsuzluğu bizi rahatlatıp, halimize şükretme duygusu mu yaratıyor?
Bu soruların yanıtlarını versek de, alsak da acaba biz bu haber saldırılarını nasıl karşılayacağımız konusunda yeterince beslenebiliyor muyuz?
Bu medya saldırısı savmak için elimizde bir kılavuz da yok ki oraya bakıp kendimizi koruma altına alsak.
Niye bu kadar korkuyoruz, haberden uzak olma konusunda, yani ne kütü gidecek de siz bundan etkileneceksiniz, habere ulaşamadığınız bir saatte?
Yoksa, çocuklarımızın göreceği zararı düşünerek mi, onlar yerine kendimizi feda ederek mi bu kadar ilgiliyiz? 
Yooo, bilgi artık haberlerde, okuma ve öğrenme yeteneğimizi artırıyoruz, bilgi artık en kıymetli ürün haline geldiği için kendimizi bilgi ile dolduruyoruz, mu?
 Hadi bir itiraf daha yapalım; yoksa izlemeye daldığımız kara haber bizim kendimizi rahat hissetmemiz, halimize şükretmemiz için mi ilgimizi çekiyor?
Yoksa, bütün bunlar değil neden; tam aksine o haberlere yön vermek, gerçeği aramak, doğruya ulaşmak için mi tüm gayretimiz?
O haberleri kim, neden, nasıl ve nerede yazıyor mu tüm merakımız? 
Daha onlarca soru; ama gerçek şu ki, haberlerden yani medyadan uzak duramıyoruz? 
Bunun bir keyfe dönüştürmenin yolları nelerdir?
Merak mı ediyorsunuz, buyurun sizi derse alalım, hem iletişimi konuşalım, hem medya okuryazı nasıl olurmuş kafa yoralım.